<?xml version="1.0" encoding="utf-8" ?>
<rss version="2.0" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom">
    <channel>
        <title>tarih ve hayat hakkında herşeyi paylaşalım</title>
        <description>HAYATI ISKALAYAN İNSAN KEŞKE DİYEN İNSANDIR: KEŞKE DİYEN İNSAN HAYALPERESTLİĞE YOL ALANDIR.(TARİHCİGENC)
</description>
        <link>http://tarihcigenc.blogcu.com</link>
        <lastBuildDate>Mon, 09 Nov 2009 10:47:06 +0200</lastBuildDate>
     
        <item>
            <title>Türkiye'nin bazı bilinmeyenleri</title>
            <link>http://tarihcigenc.blogcu.com/turkiye-nin-bazi-bilinmeyenleri_52501231.html</link>
            <guid>http://tarihcigenc.blogcu.com/turkiye-nin-bazi-bilinmeyenleri_52501231.html</guid> 
            <description>*Atat&amp;uuml;rk`&amp;uuml;n d&amp;uuml;nyada `baş&amp;ouml;ğretmen' sıfatlı tek lider olduğunu... * Bir geometri kitabı yazdığını...&amp;nbsp;* &amp;Uuml;&amp;ccedil;gen, a&amp;ccedil;ı, dikd&amp;ouml;rtgen gibi ve 48 tane geometri teriminin (T&amp;uuml;rk&amp;ccedil;e) isim babasının bizzat Mustafa Kemal olduğunu... * Norve&amp;ccedil;`de `Atat&amp;uuml;rk gibi olmak` diye bir deyim olduğunu. ''Atat&amp;uuml;rk'' &amp;ccedil;i&amp;ccedil;eği'nin adını, &amp;ccedil;i&amp;ccedil;eği bulan Wanderbit &amp;Uuml;niversitesi profes&amp;ouml;rlerinden doktor Kirk Landın`in koyduğunu ve bu &amp;ccedil;i&amp;ccedil;eğin t&amp;uuml;m d&amp;uuml;nyada bu isimle &amp;uuml;retilip satıldığını... * Yunan başkomutanı Trikopis`in, hi&amp;ccedil;bir zorlama ve baskı olmadan her Cumhuriyet bayramında Atina'daki; T&amp;uuml;rk b&amp;uuml;y&amp;uuml;kel&amp;ccedil;iliğine giderek, Atat&amp;uuml;rk`&amp;uuml;n resminin &amp;ouml;n&amp;uuml;ne ge&amp;ccedil;tiğini ve saygı duruşunda bulunduğunu...*''Mimber'' adında bir gazete &amp;ccedil;ıkarttığını ve 52 sayı yayımlanan...</description>
            <pubDate>Sun, 04 Oct 2009 19:08:01 +0300</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>Türkiye'nin bazı bilinmeyenleri</title>
            <link>http://tarihcigenc.blogcu.com/turkiye-nin-bazi-bilinmeyenleri_52501131.html</link>
            <guid>http://tarihcigenc.blogcu.com/turkiye-nin-bazi-bilinmeyenleri_52501131.html</guid> 
            <description>*Atat&amp;uuml;rk`&amp;uuml;n d&amp;uuml;nyada `baş&amp;ouml;ğretmen' sıfatlı tek lider olduğunu... * Bir geometri kitabı yazdığını...&amp;nbsp;* &amp;Uuml;&amp;ccedil;gen, a&amp;ccedil;ı, dikd&amp;ouml;rtgen gibi ve 48 tane geometri teriminin (T&amp;uuml;rk&amp;ccedil;e) isim babasının bizzat Mustafa Kemal olduğunu... * Norve&amp;ccedil;`de `Atat&amp;uuml;rk gibi olmak` diye bir deyim olduğunu. ''Atat&amp;uuml;rk'' &amp;ccedil;i&amp;ccedil;eği'nin adını, &amp;ccedil;i&amp;ccedil;eği bulan Wanderbit &amp;Uuml;niversitesi profes&amp;ouml;rlerinden doktor Kirk Landın`in koyduğunu ve bu &amp;ccedil;i&amp;ccedil;eğin t&amp;uuml;m d&amp;uuml;nyada bu isimle &amp;uuml;retilip satıldığını... * Yunan başkomutanı Trikopis`in, hi&amp;ccedil;bir zorlama ve baskı olmadan her Cumhuriyet bayramında Atina'daki; T&amp;uuml;rk b&amp;uuml;y&amp;uuml;kel&amp;ccedil;iliğine giderek, Atat&amp;uuml;rk`&amp;uuml;n resminin &amp;ouml;n&amp;uuml;ne ge&amp;ccedil;tiğini ve saygı duruşunda bulunduğunu...*''Mimber'' adında bir gazete &amp;ccedil;ıkarttığını ve 52 sayı yayımlanan...</description>
            <pubDate>Sun, 04 Oct 2009 19:08:00 +0300</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>Milli Mücadelenin İlk Kurşunu</title>
            <link>http://tarihcigenc.blogcu.com/milli-mucadelenin-ilk-kursunu_40579811.html</link>
            <guid>http://tarihcigenc.blogcu.com/milli-mucadelenin-ilk-kursunu_40579811.html</guid> 
            <description>Milli M&amp;uuml;cadelenin İlk Kurşunu&amp;nbsp;Evet Arkadaşlar &amp;ccedil;oğumuz Milli M&amp;uuml;cadele'nin ilk kurşunununun İzmirde 15 Mayıs 1919 tarihinde atıldığını biliriz. &amp;Ccedil;oğu kitaplarda hatta ders kitaplarında &amp;ouml;yle yazar. Ancak yapılan araştırnalar bu tezin doğru olmadığını İlk Kurşunun Hatay D&amp;ouml;rtyol'da atıldığı sonucunu ortaya &amp;ccedil;ıkardı.&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; Bu yapılan araştırmalar demek değildir ki İzmirin işgali sonrası Hasan Tahsin'in attığı kurşun yok sayılmıştır. Hayır Hasan Tahsin o hareketi yapmıştır. Sonucunda bir millet'in milli duygularını, i&amp;ccedil;indeki vatan sevgisini tekrar canlandırmıştır ve&amp;nbsp;sonucu İlk Kurşun'un Hatay'da atılmasından daha kapsamlı ve daha etkili olmuştur.&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; Konumuza geri d&amp;ouml;necek olursak! Milli M&amp;uuml;cadelenin &amp;ldquo;İlk Kurşunu &amp;rdquo; Hatay&amp;rsquo;ın D&amp;ouml;rtyol İl&amp;ccedil;esi, Karakese K&amp;ouml;y&amp;uuml; yakınındaki &amp;Ouml;zerli &amp;Ccedil;ayı kenarında Mehmet Kara ve &amp;Ccedil;ete arkadaşları tarafından 19 Aralık 1918 tarihinde atılmıştır. Bu olay 15 Mayıs 1919&amp;rsquo;da İzmir&amp;rsquo;in işgalinden yaklaşık altı ay &amp;ouml;ncedir. İlk kurşunu atan &amp;ccedil;ete Mehmet Kara&amp;rsquo;nın kısa bir s&amp;uuml;re sonra &amp;ouml;lmesiyle bu &amp;ccedil;ete i&amp;ccedil;inde yer alan Kara Hasan m&amp;uuml;cadeleye devam etmiştir. &amp;Ccedil;ete liderliğini &amp;uuml;stlenen Kara Hasan, Hatay Milli M&amp;uuml;cadelesinde kilit adam rol&amp;uuml;n&amp;uuml; &amp;uuml;stlenmiştir.&amp;nbsp; Genelkurmay Başkanlığıda bu iddalar &amp;uuml;zerine konunun araştırılması i&amp;ccedil;in bir uzman g&amp;ouml;ndermiştir. Uzman İlhami Berk'in hazırladığı &amp;uuml;&amp;ccedil;bu&amp;ccedil;uk sayfalık rapor&amp;nbsp; 27 Oc...</description>
            <pubDate>Sat, 04 Apr 2009 20:06:00 +0300</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>Türk Uçak Sanayi ve Kayseri Uçak Fabrikası</title>
            <link>http://tarihcigenc.blogcu.com/turk-ucak-sanayi-ve-kayseri-ucak-fabrikasi_37114671.html</link>
            <guid>http://tarihcigenc.blogcu.com/turk-ucak-sanayi-ve-kayseri-ucak-fabrikasi_37114671.html</guid> 
            <description>Cumhuriyet &amp;Ouml;ncesi ve SonrasındaT&amp;uuml;rk U&amp;ccedil;ak Sanayi ve Kayseri U&amp;ccedil;ak Fabrikası&amp;rsquo;na Bir Bakış..T&amp;uuml;rk havacılık tarihinin bilinen ilk ismi, T&amp;uuml;rkistan&amp;rsquo;ın Farab (Otrar) şehrinde doğan (İmam Cevheri) Ebu Nasır İsmail Bin Ham&amp;uuml;d&amp;rsquo;&amp;uuml;l Cevheri&amp;rsquo;dir. İsmail Cevheri, 1010&amp;rsquo;da kanatla u&amp;ccedil;mayı denerken şehit olmuştur. Daha sonra Siracettin Doğulu, 1159 yılında İstanbul&amp;rsquo;da ger&amp;ccedil;ekleştirilen kutlama t&amp;ouml;renlerinde, kanatla u&amp;ccedil;ma g&amp;ouml;sterisi yapmış ve bir s&amp;uuml;re u&amp;ccedil;tuktan sonra d&amp;uuml;şerek şehit olmuştur.T&amp;uuml;rklerde u&amp;ccedil;uş denemesini teknoloji ile birleştirerek ger&amp;ccedil;ekleştiren Hazarfen (=Binfen) Ahmet &amp;Ccedil;elebi, 1632&amp;rsquo;de İstanbul Galata Kulesi&amp;rsquo;nden s&amp;uuml;z&amp;uuml;lmek suretiyle İstanbul Boğazı&amp;rsquo;nı u&amp;ccedil;arak ge&amp;ccedil;ip, &amp;Uuml;sk&amp;uuml;dar&amp;rsquo;daki Doğancılar b&amp;ouml;lgesine inmeyi başarmıştır. Bu başarısından sonra &amp;ouml;nce &amp;ouml;d&amp;uuml;llendirilmiş, sonra da Cezayir&amp;rsquo;e s&amp;uuml;r&amp;uuml;lmek suretiyle &amp;ouml;l&amp;uuml;me terk edilmiştir.Lagari Hasan &amp;Ccedil;elebi, 1633&amp;rsquo;te kendi icadı olan yedi egzozlu basit bir roketi sırtına yerleştirerek, barut yanması g&amp;uuml;c&amp;uuml;yle 300 metre y&amp;uuml;kseldikten sonra, &amp;ouml;nceden hazırladığı kanatlarını a&amp;ccedil;arak Sinanpaşa K&amp;ouml;şk&amp;uuml; &amp;ouml;n&amp;uuml;nde denize inmiştir. IV. Murat tarafından &amp;ouml;nce &amp;ouml;d&amp;uuml;llendirilip, sonra Kırım&amp;rsquo;a s&amp;uuml;r&amp;uuml;lm&amp;uuml;şt&amp;uuml;r. İlk modern roket &amp;ccedil;alışmalarının Kırım&amp;rsquo;ı y&amp;ouml;neten Ukrayna&amp;rsquo;da başlaması bir tesad&amp;uuml;f olamaz.1700 ve 1800&amp;rsquo;l&amp;uuml; yılların Batı&amp;rsquo;da sanayi devrimlerinin yaşandığı y&amp;uuml;z yıllar olmasına rağmen, Trabzon&amp;rsquo;un Of İl&amp;ccedil;esi&amp;rsquo;nde &amp;ouml;nce Of&amp;rsquo;lu Uzun Hasan&amp;rsquo;ın, daha sonra Of&amp;rsquo;lu Veli Direko&amp;rsquo;nun, Plan&amp;ouml;r benzeri bir ara&amp;ccedil;la iki tepe arasında u&amp;ccedil;ması, yargılanmış ve cezalan...</description>
            <pubDate>Thu, 26 Feb 2009 16:31:00 +0200</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>Osmanlı Tarihi Kronolojisi</title>
            <link>http://tarihcigenc.blogcu.com/osmanli-tarihi-kronolojisi_35112851.html</link>
            <guid>http://tarihcigenc.blogcu.com/osmanli-tarihi-kronolojisi_35112851.html</guid> 
            <description>&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &amp;nbsp;OSMANLI TARİHİ KRONOLOJİSİOsmanlı Devleti Kronolojisi.&amp;Ouml;nemli Olaylar ve Tarihleri Listesi 1299- 1300 Osmanli tarihinin baslamasi 1302 Osman Gazi'nin Koyunhisari Zaferi 1302 III. Alaeddin Keykubad'in &amp;ouml;l&amp;uuml;m&amp;uuml;&amp;nbsp; 1320 Yunus Emre'nin &amp;ouml;l&amp;uuml;m&amp;uuml; 1324 Orhan Gazi'nin tahta ge&amp;ccedil;isi&amp;nbsp; 1326 Bursa'nin fethi&amp;nbsp; 1331 Iznik'in fethi 1331 Ilk Osmanli medresesinin, Iznik'te kurulmasi&amp;nbsp; 1346 Orhan Gazi'nin evliligi ve Bizans ile ittifaki&amp;nbsp; 1354 Gelibolu'nun fethi&amp;nbsp; 1362&amp;nbsp; Orhan Gazi'nin vefati ve I. Murat'in tahta &amp;ccedil;ikisi&amp;nbsp; ...</description>
            <pubDate>Sun, 01 Feb 2009 05:32:00 +0200</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>Türk Askeri</title>
            <link>http://tarihcigenc.blogcu.com/turk-askeri_35112821.html</link>
            <guid>http://tarihcigenc.blogcu.com/turk-askeri_35112821.html</guid> 
            <description>T&amp;uuml;rk Ordusu&amp;nbsp; Yılmaz &amp;Ouml;ztuna'nın B&amp;uuml;y&amp;uuml;k T&amp;uuml;rkiye Tarihi Sayfa 324 &amp;middot; Mareşel Montecuccoli, bir &amp;ccedil;ok Batı diline &amp;ccedil;evrilerek klasik olmuş t&amp;acirc;biye kitabında T&amp;uuml;rk ordusunu ş&amp;ouml;yle anlatıyor: &quot; ...Osmanlı Devleti o derecede kudretli ve kuvvetli bir imparatorluktur ki, hesapsız sayıda, m&amp;uuml;kemmel eğitim g&amp;ouml;rm&amp;uuml;ş askerlerden m&amp;uuml;teşekkil ordusu, her an harbe hazırdır. İstenildiği anda y&amp;uuml;r&amp;uuml;y&amp;uuml;şe ge&amp;ccedil;ebilen bu ordu, her zaman emre &amp;acirc;m&amp;acirc;dedir. Ordunun y&amp;uuml;r&amp;uuml;y&amp;uuml;şe başladığını daha d&amp;uuml;şman &amp;ouml;ğrenmeden T&amp;uuml;rk ordusu, muharebe sahasına girmiştir. 1660 yılında gemilere manda ve &amp;ouml;k&amp;uuml;zleri koşup Tuna yoluyla Belgrat'a, Osiyek'e, Budapeşte'ye T&amp;uuml;rkler'in &amp;ccedil;ektirdikleri gemiler ve taşıdıkları yiyecek ve ağırlıklar tarif edilemez, akıl almaz. Gerek ordu y&amp;uuml;r&amp;uuml;y&amp;uuml;ş&amp;uuml;n&amp;uuml;, gerekse ağırlık naklini Osmanlılar, b&amp;uuml;t&amp;uuml;n hileleri kullanarak saklarlar. D&amp;uuml;şman casuslarına daima ters hedef verirler. Her seferindeki hileleri de bir &amp;ouml;ncekinden farklıdır. Nitekim herkesi Venedik seferi yapacaklarına inandırıp birden Transilvanya'da g&amp;ouml;r&amp;uuml;nen T&amp;uuml;rk ordusu, şaşkınlık yaratmıştır. Malta'ya gideceklerini yayıp Girit'e sefer etmeleri de b&amp;ouml;yledir. Savaştan &amp;ccedil;ok &amp;ouml;nce vaktiyle tedarik g&amp;ouml;rmek, Romalılar'da usul ve kaide idi. Osmanlılar, zuhurlarından bu ana kadar Romalı'ların bu usul ve kaidesini aynen tatbik etmişlerdir. Osmanlılar ordusundaki her &amp;ccedil;eşit san'at erb&amp;acirc;bı iş&amp;ccedil;inin sayısı, şaşılacak kadar &amp;ccedil;oktur. Kılavuzları ve casusları da &amp;ccedil;oktur. Ordunun b&amp;uuml;y&amp;uuml;k ağırlı...</description>
            <pubDate>Sun, 01 Feb 2009 05:27:00 +0200</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>Enver Paşa Atatürk'e 164 kilo altın göndermiş</title>
            <link>http://tarihcigenc.blogcu.com/enver-pasa-ataturk-e-164-kilo-altin-gondermis_35112571.html</link>
            <guid>http://tarihcigenc.blogcu.com/enver-pasa-ataturk-e-164-kilo-altin-gondermis_35112571.html</guid> 
            <description>&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &amp;nbsp; ENVER&amp;nbsp;PAŞA ATAT&amp;Uuml;RK'E 164 KİLO ALTIN G&amp;Ouml;NDERMİŞ&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; Fen bilimcisi i&amp;ccedil;in laboratuvar ne kadar &amp;ouml;nemliyse tarih&amp;ccedil;i i&amp;ccedil;in de arşiv aynı şeyi ifade ediyor. Doktora &amp;ccedil;alışması i&amp;ccedil;in girdiği İngiliz Ulusal Arşivi`nde yıllardır araştırma yapan tarih&amp;ccedil;i Do&amp;ccedil;. Dr. Mustafa Sıtkı Bilgin, yakın d&amp;ouml;nem T&amp;uuml;rk tarihine ilişkin pek bilinmeyen konuları g&amp;uuml;ny&amp;uuml;z&amp;uuml;ne &amp;ccedil;ıkartıyor. (Star Gazetesi r&amp;ouml;portaj) DO&amp;Ccedil;. DR. MUSTAFA SITKI BİLGİN 10 YILDIR İNGİLİZ ARŞİVLERİNDE &amp;Ccedil;ALIŞIYOR Fen bilimcisi i&amp;ccedil;in laboratuvar ne kadar &amp;ouml;nemliyse tarih&amp;ccedil;i i&amp;ccedil;in de arşiv aynı şeyi ifade ediyor. Doktora &amp;ccedil;alışması i&amp;ccedil;in girdiği İngiliz Ulusal Arşivi`nde yıllardır araştırma yapan tarih&amp;ccedil;i Do&amp;ccedil;. Dr. Mustafa Sıtkı Bilgin, yakın d&amp;ouml;nem T&amp;uuml;rk tarihine ilişkin pek &amp;ccedil;ok belgeye ulaştı Enver Paşa, İngilizlerden nasıl ka&amp;ccedil;tı? İttihat&amp;ccedil;iler Berlin`de nasıl ge&amp;ccedil;iniyordu? Atat&amp;uuml;rk`&amp;uuml;n hastalığı i&amp;ccedil;in Fransız doktorlar ne dedi? İngilizlerin Vahdettin ile ilgili planları nasıl suya d&amp;uuml;şt&amp;uuml;? İngiliz arşivlerindeki belgelere g&amp;ouml;re işte tarihi ger&amp;ccedil;ekler Bir okullarda &amp;ouml;ğretilen tarih var bir de bulunan belgelere dayandırılarak yapılan spek&amp;uuml;lasyonlar. Ama t...</description>
            <pubDate>Sun, 01 Feb 2009 05:13:00 +0200</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>Türklerin Çektikleri Hollywood Filmleri</title>
            <link>http://tarihcigenc.blogcu.com/turklerin-cektikleri-hollywood-filmleri_32599721.html</link>
            <guid>http://tarihcigenc.blogcu.com/turklerin-cektikleri-hollywood-filmleri_32599721.html</guid> 
            <description>...</description>
            <pubDate>Thu, 01 Jan 2009 19:39:00 +0200</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>LOZANDAN MONTRÖ YE BOĞAZLAR</title>
            <link>http://tarihcigenc.blogcu.com/lozandan-montro-ye-bogazlar_32078971.html</link>
            <guid>http://tarihcigenc.blogcu.com/lozandan-montro-ye-bogazlar_32078971.html</guid> 
            <description>C) BOĞAZLARIN LOZAN&amp;rsquo;DAN MONTR&amp;Ouml;&amp;rsquo;YE KADAR OLAN DURUMU&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; 1) LOZAN KONFERANSI VE BARIŞI&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; a) Konferansa Hazırlık, G&amp;ouml;r&amp;uuml;şme Konuları ve Katılan Devletler&amp;nbsp;TBMM H&amp;uuml;kumeti, Mudanya M&amp;uuml;tarekesi g&amp;ouml;r&amp;uuml;şmeleri devam ederken İtilaf Devletlerine verdiği bir nota ile barış konferansının 20 Ekim 1922&amp;rsquo;de İzmir&amp;rsquo;de toplanmasını teklif etmişti. M&amp;uuml;ttefikler ise İzmir&amp;rsquo;deki Yunan mezalim ve tahribatını g&amp;ouml;rmezlikten gelmek i&amp;ccedil;in, bu teklifi kabul etmemişlerdir. Sonu&amp;ccedil;ta barış konferansının, 13 Kasım 1922&amp;rsquo;de Lozan&amp;rsquo;da toplanması konusunda fikir birliğine varmışlar ve 27 Ekim 1922 tarihli bir nota ile de kararlarını hem TBMM H&amp;uuml;kumetine hem de İstanbul H&amp;uuml;kumetine bildirmişlerdir.[1]...</description>
            <pubDate>Fri, 26 Dec 2008 00:12:00 +0200</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>1915'te Sevk ve İskan Edilmeyen Ermeniler</title>
            <link>http://tarihcigenc.blogcu.com/1915-te-sevk-ve-iskan-edilmeyen-ermeniler_19909461.html</link>
            <guid>http://tarihcigenc.blogcu.com/1915-te-sevk-ve-iskan-edilmeyen-ermeniler_19909461.html</guid> 
            <description>1915'te Sevk ve İskan Edilmeyen Ermeniler*Yard.Do&amp;ccedil;.Dr.Davut KILI&amp;Ccedil;*Fırat &amp;Uuml;ni.İlahiyat Fak.&amp;Ouml;ğretim &amp;Uuml;yesiOsmanlı Devleti topyek&amp;uuml;n bir savaşa hazırlanırken Rus &amp;Ccedil;arının desteğiyle hareket eden Komitacı Ermeniler B&amp;uuml;y&amp;uuml;k Ermenistan'ı kurma hayaliyle, b&amp;uuml;t&amp;uuml;n g&amp;uuml;&amp;ccedil;lerini Rusya'nın emrine vermişlerdi. Bunların bir kısmı Rus ordularının &amp;ouml;n&amp;uuml;nde, bir kısmı da cephe gerisinde sivil, asker demeden Doğu Anadolu'da herkese saldırıyordu. Osmanlı H&amp;uuml;k&amp;uuml;meti, Komitacı Ermenilerin saldırılarına karşı yaklaşık dokuz ay boyunca, bir takım tedbirler alarak olayların &amp;ouml;n&amp;uuml;ne ge&amp;ccedil;meyi denedi. Sonu&amp;ccedil; alamayınca Ermeni toplumunu Patrik nezdinde uyardı. Ancak, bundan da bir sonu&amp;ccedil; &amp;ccedil;ıkmayınca &amp;ouml;zel tedbirler almak zorunda kaldı.Sevk kararının ilk işareti sayılan 2 Mayıs 1915 tarihli Başkumandan Vekili Enver Paşadan, Dahiliye Nazırı Talat Paşaya yazılan yazıda, &amp;ouml;zetle Enver Paşa; Ermenilerin isyan &amp;ccedil;ıkarmayacak şekilde dağıtılmaları gerektiğini, isyancı Ermenilerin, k&amp;uuml;&amp;ccedil;&amp;uuml;k guruplar halinde &amp;ccedil;eşitli yerleşim yerlerine dağıtılacak olursa, isyan etme imkanlarının kalmayacağını belirtmektedir. Nitekim uygulama da bu y&amp;ouml;nde olmuştur.29 Ağustos 1915 tarihli Dahiliye Nezaretinden Bursa, Ankara, Konya, İzmit, Adana, Maraş, Halep, Zor, Sivas, K&amp;uuml;tahya, Karesi, Niğde, Elazığ, Diyarbakır, Balıkesir, Erzurum ve Kayseri'ye g&amp;ouml;nderilen telgrafta, Ermenilerin bulundukları yerlerden &amp;ccedil;ıkarılarak tayin edilen b&amp;o...</description>
            <pubDate>Fri, 11 Jul 2008 17:13:00 +0300</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>Tarihçiler Ortak Komisyonu</title>
            <link>http://tarihcigenc.blogcu.com/tarihciler-ortak-komisyonu_19908791.html</link>
            <guid>http://tarihcigenc.blogcu.com/tarihciler-ortak-komisyonu_19908791.html</guid> 
            <description>T&amp;uuml;rkiye ve Ermenistan arasındaki uzlaşma girişimlerinde&amp;nbsp; Ermenistan&amp;rsquo;da en fazla itiraz &amp;ccedil;eken nokta, Başkan Sarkisyan&amp;rsquo;ın 1915 olaylarının incelenmesi i&amp;ccedil;in bir tarih&amp;ccedil;iler ortak komisyonu kurulmasına karşı olmadığı hakkındaki s&amp;ouml;zleri olmaya devam ediyor. Ermenistan&amp;rsquo;da Taşnak Partisi&amp;rsquo;nin en yetkili kişisi olan Kiro Manoyan Ermeni &amp;ldquo;soykırımının&amp;rdquo; ger&amp;ccedil;ekliğini sorgulayacağı i&amp;ccedil;in b&amp;ouml;yle bir komisyona&amp;nbsp; itiraz ederken, aynı zamanda Ermeni&amp;nbsp; &amp;ldquo;soykırımının&amp;rdquo; tanınmasının ve T&amp;uuml;rkiye ile Ermenistan arasındaki diğer &amp;ouml;nemli sorunların&amp;nbsp; tarihi değil siyasi sorunlar olduğunu belirtmek suretiyle, Ermenilerin tazminat ve toprak taleplerine dolaylı bir şekilde g&amp;ouml;nderme yapıyor. Ermenistan dışında Taşnak Partisi&amp;rsquo;nin Batı Avrupa i&amp;ccedil;in Merkez Komitesi de &amp;ldquo;soykırımın&amp;rdquo; tarihi ger&amp;ccedil;ekliğinin kanıtlanmaya ihtiyacı bulunmadığını, bu konuda hi&amp;ccedil;bir taviz verilmeyeceğini, T&amp;uuml;rkiye d&amp;acirc;hil Ermeni &amp;ldquo;soykırımının&amp;rdquo; uluslararası alanda tanınmasının Ermeni halkı ve devletinin g&amp;uuml;venliği ve geleceği i&amp;ccedil;in elzem olduğu belirtilerek, Ermenistan ve Diasporanın &amp;ldquo;soykırım&amp;rdquo; konusundaki ortak tutumunun a&amp;ccedil;ık, kesin ve m&amp;uuml;zakere edilemez olması gerektiği belirtiliyor.Ermenistan&amp;rsquo;da &amp;ouml;nemli bir kuruluş olan Soykırım Anıtı ve M&amp;uuml;zesi&amp;rsquo;nin direkt&amp;ouml;r&amp;uuml; Hayk Demoyan ise tarih&amp;ccedil;iler ortak komisyonu kurulduğu takdirde bu gruba katılacak olan T&amp;uuml;rk tarih&amp;ccedil;ilerinin&amp;nbsp; &amp;ldquo;soykırım&amp;rdquo; olduğuna inanalar ve inanmayanlar arasından se&amp;ccedil;ilmesi gerektiğini ifadeyle daha şimdiden T&amp;uuml;rkiye&amp;rsquo;nin işine karışmaya &amp;ccedil;alışıyor.Kısaca 1915 olaylarını incelemek &amp;uuml;zere bir tarih&amp;ccedil;iler ortak komisyonu kurulması olasılığının&amp;nbsp; Ermenistan&amp;rsquo;da milliyet&amp;ccedil;i &amp;ccedil;evrelerde c...</description>
            <pubDate>Fri, 11 Jul 2008 17:07:00 +0300</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>yine bir ermeniler hakkında bir gerçek</title>
            <link>http://tarihcigenc.blogcu.com/yine-bir-ermeniler-hakkinda-bir-gercek_19907851.html</link>
            <guid>http://tarihcigenc.blogcu.com/yine-bir-ermeniler-hakkinda-bir-gercek_19907851.html</guid> 
            <description>&amp;nbsp; Arkadaşlar yine vazge&amp;ccedil;emiyorum elime ge&amp;ccedil;en mailleri yayınlamaktan.Huylu huyundan vazge&amp;ccedil;mez hesabı :&amp;nbsp;neyse buyrun mail aşağıda ve ger&amp;ccedil;ekten unutulan tarihimizi ve değerlerimizi i&amp;ccedil;eriyor :BU UNUTULUR MU ? (Ama malesef unuttuk...) Birinci D&amp;uuml;nya Savaşı'nda Ingilizlere, 150 bin askerimiz esir d&amp;uuml;şt&amp;uuml;. Bu askerlerden bir kismi da Mısır'ın Iskenderiye şehri yakınlarında bulunan Seydibeşir Usare Kampı'na hapsedildi. Kampın tam adı, 'Seydibesir Kuveysna Osmanli Useray-i Harbiye Kampı' idi. Bu kampta, 1918'de Filistin cephesinde esir d&amp;uuml;şen 16. Tumen'in 48. Alayı'na baglı Osmanlı askerleri tutuluy...</description>
            <pubDate>Fri, 11 Jul 2008 16:52:00 +0300</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>KARAMANOĞLU MEHMET BEY</title>
            <link>http://tarihcigenc.blogcu.com/karamanoglu-mehmet-bey_19907621.html</link>
            <guid>http://tarihcigenc.blogcu.com/karamanoglu-mehmet-bey_19907621.html</guid> 
            <description>KARAMANOĞLU MEHMET BEYKARAMANOĞLU MEHMET BEY&quot;BUG&amp;Uuml;NDEN SONRA DİVANDA, DERGAHTA,BARGAHTA, MECLİSTE VE MEYDANDA T&amp;Uuml;RK&amp;Ccedil;EDENBAŞKA DİL KULLANILMAYACAKTIR.&quot;13 Mayıs 1277Karamanoğullarının &amp;uuml;&amp;ccedil;&amp;uuml;nc&amp;uuml; ve en b&amp;uuml;y&amp;uuml;k h&amp;uuml;k&amp;uuml;mdarıdır. Doğum tarihinin kesin olmamakla birlikte 1246 olduğu sanılmaktadır. &amp;Ouml;l&amp;uuml;m tarihi ise 1283't&amp;uuml;r.Mehmet Bey Karamanoğulları'nın başına ge&amp;ccedil;tiğinde, Anadolu'da Moğol hakimiyeti bulunmaktaydı. Karaman Bey'in &amp;ouml;l&amp;uuml;m&amp;uuml;nden sonra, Anadolu Sel&amp;ccedil;uklu Sultanı IV.R&amp;uuml;knettin Kılı&amp;ccedil;arslan, Karaman &amp;uuml;lkesinin idaresini, vezirlerinden Hutenoğlu Bedrettin ibrahim'e vermiş; eski &amp;uuml;l&amp;uuml;ş sistemini tanımadığını ilan etmişti. Daha &amp;ccedil;ocuk yaşta olan Mehmet Bey ve kardeşleri de yakalanıp hapsedilmişti.IV.Rukneddin Kılı&amp;ccedil;arslanın &amp;ouml;l&amp;uuml;m&amp;uuml; &amp;uuml;zerine, yerine III.Gıyaseddin Keyh&amp;uuml;srev ge&amp;ccedil;ti. Mehmet Bey ve kardeşleri serbest bırakıldı.Karamanoğlu Mehmet Bey, başa ge&amp;ccedil;er ge&amp;ccedil;mez, Sel&amp;ccedil;uklulara cephe aldı. &amp;Uuml;zerine g&amp;ouml;nderilen Moğol-Sel&amp;ccedil;uk ordusunu, G&amp;ouml;ksu vadisinde mağlup etti. G&amp;uuml;neye y&amp;ouml;nelip, Sahiller Emini Hoca Yunus ordusunu da yenerek egemenliğini sağlamlaştırdı. Daha sonra, Eşrefoğlu ve enteşe T&amp;uuml;rkmenlerini de yanına alarak Konya &amp;ouml;nlerine geldi. Konya'yı zaptederek Gıyaseddin Siyavuş'u Sel&amp;ccedil;uklu tahtına ge&amp;ccedil;irdi.O sırada Sel&amp;ccedil;uklular, edebi dil olarak Fars&amp;ccedil;a'yı, devlet işlerinde ise Arap&amp;ccedil;a'yı kullanıyorlardı. Halk ise bu iki dilin dışında, kendi &amp;ouml;z dili olan T&amp;uuml;rk&amp;ccedil;e'yi kull...</description>
            <pubDate>Fri, 11 Jul 2008 16:47:00 +0300</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>İstanbulun fethinin bilinmeyenleri</title>
            <link>http://tarihcigenc.blogcu.com/istanbulun-fethinin-bilinmeyenleri_17700901.html</link>
            <guid>http://tarihcigenc.blogcu.com/istanbulun-fethinin-bilinmeyenleri_17700901.html</guid> 
            <description>Bu yıl İstanbul&amp;#8217;un fethinin 555. Yıldönümü. İstanbul&amp;#8217;un fethi dünya tarihinin en büyük olaylarından biridir. Tarihçi Erhan Afyoncu, İstanbul fethinin bilinmeyenlerini yazdı&amp;#8230;
KUŞATMA BAŞLIYOR
Uzun bir hazırlık döneminden sonra 6 Nisan 1453&amp;#8242;te Osmanlı ordusu Bizans surlarının önündeydi. 6 Nisan gecesinden başlanarak surlar top ateşi ile dövülmeye başlandı. Surlarda yıkılan yerler, müdafiler tarafından hemen dolduruluyordu. 7 ve 12 Mayıs tarihlerinde iki büyük saldırı gerçekleştirildiyse de, bir netice alınamadı. Bunun üzerine Osmanlı toplarının çoğu Topkapı-Edirnekapı arasına kaydırıldı ve saldırılar şehrin en zayıf bölgesinde yoğunlaştırıldı. Kuşatmanın uzaması, Avrupa&amp;#8217;dan gelebilecek yardım yüzünden Osmanlı ordusunu zor duruma sokmuştu.
Bu sırada Venedik donanması Ege&amp;#8217;ye gelmişti. 25 Mayıs&amp;#8217;ta Bizans&amp;#8217;a son kez teslim ol çağrısı yapıldı. Bizanslılar&amp;#8217;dan şehri teslim etmek isteyenler oldu. Ancak İtalyanlar buna şiddetle karşı çıktılar. Bu sırada Macarlar&amp;#8217;ın, yardıma geldiği haberleri Osmanlı ordusunun moralini bozmuştu. Tehlike büyüktü. Vezirizam Çandarlı Halil Paşa, baştan beri savunduğu kuşatmayı kaldırma fikrinde ısrar etti. Ancak Zağanos Paşa, Şehabeddin Paşa, Turahan Bey ve Akşemseddin saldırıya devam edilmesi gerektiğini söylediler.
Büyük bir saldırıya geçilmesi için karar alındı. Askere şehir alındığında üç gün yağma izni verildiği duyurusu yapıldı. 28 Mayıs 1453&amp;#8242;te bütün orduya İstanbul&amp;#8217;a yapılacak son saldırı için hazırlanmaları emri verildi. 2...</description>
            <pubDate>Sun, 01 Jun 2008 23:28:00 +0300</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>istanbulun fethi </title>
            <link>http://tarihcigenc.blogcu.com/istanbulun-fethi_17401151.html</link>
            <guid>http://tarihcigenc.blogcu.com/istanbulun-fethi_17401151.html</guid> 
            <description>İstanbul'un FethiOsmanlı sultanlarından İkinci Mehmed Hanın, 29 Mayıs 1453&amp;#8217;te, Bizans İmparatorluğunun başşehrini alması. Türk-İslâm mefkûresinde çok önemli bir yer işgal eden İstanbul&amp;#8217;un fethi, İslâmiyet'le birlikte ortaya çıkan mukaddes bir ideal, bir kızıl elma, yani yüce bir gayedir. Bu ulvî gaye uğruna önce Araplar, sonra da Türkler, İstanbul surları önünde seve seve can verdiler ve şehadet mertebesine kavuştular. İstanbul, 1453 tarihine kadar birçok defalar, çeşitli millet, devlet ve topluluklar tarafından kuşatılıp, işgal edildi. Peygamber efendimizin; &amp;#8220;İstanbul muhakkak fethedilecektir. Bu fethi yapacak hükümdar ne güzel hükümdar ve onun askerleri ne güzel askerlerdir&amp;#8221; hadîs-i şerîfi, bütün İslâm hükümdar ve kumandanlarının bu şehri fethetmek arzu ve gayretlerini harekete geçiriyordu. Müslümanlar, &amp;#8220;Feth-i Mübîn&amp;#8221;i gerçekleştirmek için pek çok teşebbüste bulundular. 
Onuncu yüzyılda, en son ve mütekâmil din olan İslâmiyet'i büyük topluluklar hâlinde kabul eden Türkler, aynı şevk ve imanla, İstanbul&amp;#8217;un fethini ulvî bir gaye olarak benimsediler. Danişmendnâme&amp;#8217;deki gazâ menkıbeleri ve kahramanlık destanlarını okuyarak maneviyatlarını yükselten Türkler, askerî ve siyasî harekâtlar için hazırlanıyorlardı. On birinci yüzyıldan itibaren Anadolu&amp;#8217;ya yapılan Selçuklu akınlarının hedefi, İstanbul yolunu tutmaktı. 1071 Malazgirt Zaferi ile Anadolu&amp;#8217;ya yerleşen Türkler, iki yıl sonra Marmara Denizinden başka, Boğaziçi&amp;#8217;nin Anadolu sahillerine kadar bütün yerlere hakim olup, İstanbul&amp;#8217;u tehdide başladılar. Bizanslılar, Papa dahil bütün Hıristiyan devletlerden, Türk-İslâm fütuhatına karşı her türlü yardım talebinde bulundular. On birinci yüzyılın sonlarında, Papalığın öncülüğünde, Hıristiyanlığın mukaddes beldelerini Müslümanlardan kur...</description>
            <pubDate>Fri, 30 May 2008 00:31:00 +0300</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>Türk Tarihini alt üst eden idda</title>
            <link>http://tarihcigenc.blogcu.com/turk-tarihini-alt-ust-eden-idda_15672081.html</link>
            <guid>http://tarihcigenc.blogcu.com/turk-tarihini-alt-ust-eden-idda_15672081.html</guid> 
            <description>Prof. Dr. Ekrem Memiş, Türkler'in Anadolu'ya Malazgirt Zaferi'yle girdiği ve bu zaferle Anadolu'nun 1071'de el değiştirdiği iddiasını çürüttü.Arkeolojik buluntular ve bilgi, belgeler Anadolu'ya 1071 Malazgirt Zaferi'yle girilmediğini ortaya çıkardı. Anadolu'ya Malazgirt Zaferi'yle girildiği yanlışını düzeltmeye çalışan Afyon Kocatepe Üniversitesi öğretim üyelerinden Prof. Dr. Ekrem Memiş, &quot;Anadolu Türkler'in ikinci yurdu değildir. Anadolu Türkler'in anayurdudur. Anadolu'da bundan 8 bin yıl önce de Türk devletinin varlığı belgelerle kendini gösteriyor. Bu yanlış öğrencilere öğretiliyor&quot; dedi. ÇİVİ YAZILI METİNDEKİ TÜRK KRALIBugün Gazetesi'nin haberine göre; Memiş, tezini belgelere dayanarak şöyle anlattı: &quot;Elimizdeki metinler M.Ö.2 bin 200'lere ait bir olayı anlatıyor. Akat Kralı Mezapotamya'dan gelmiş. Fırat nehrini geçmiş ve Anadolu'ya geçmiş. Anadolu'da o zaman küçük küçük şehir devletleri var. Bu küçük şehir devletlerinden 17'si Hatti Kralı Pampa'nın önderliğinde bir araya gelmişler ve Akat Kralı'na karşı vatanlarını korumak için mücadele etmişler. Bu 17 kraldan biri de çivi yazılı metnin 15. satırında geçen Türki Kralı İlşu-Nail'di. Burada geçen Türki kelimesinin Türk olduğuna şüphe yok. 2 bin yıl da buradan koyduğumuzda 4 bin 250 yıl önce Anadolu'da Türk kavmi olduğu gerçeği karşımıza çıkıyor.&quot; 8 BİN YILLIK GEÇMİŞİ VARMemiş, bu Türk krallığının da Hurri ...</description>
            <pubDate>Sat, 10 May 2008 03:10:00 +0300</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>Türkçe Turkche olmasın !!!</title>
            <link>http://tarihcigenc.blogcu.com/turkce-turkche-olmasin_14377531.html</link>
            <guid>http://tarihcigenc.blogcu.com/turkce-turkche-olmasin_14377531.html</guid> 
            <description>Türkçe, Türkche olmasın!!! Dil, kültürdür. Bir milletinin sözlü kanıtıdır.Düşünce ve duyguları nesilden nesile aktaran dil, her türlü kültürfaaliyetlerinin temelini teşkil eder. İnsan dil aracılığıyla bilgiedinir. Milli ve içtimai yükseliş dil ile olur. Bir milletin dilinibozarsanız o milletin bütün faaliyetlerini aksatmış olursunuz.Geçmişle olan bağını kesmek yanlışlığına düşmüş olursunuz.Dil; Vatandır, Bayraktır, Kutsaldır.Dil yok olmuşsa, kültür yok olmuş demektir. Bir milletin kültürü yokolmuşsa vatanı da bayrağı da olmaz. Varsa da baki kalamaz...Türkçe yerine İngilizce konuşanlar;İngilizcenin yüzde yetmişi Fransızcadan gelmedir. Voltaire der ki;İngilizce kötü konuşulan bir Fransızcadır...Fransızcanın yarısından fazlasının Latince ve Yunancadan oluştuğunubiliyor muydunuz?Türkçe'mize sahip çıkalım!Kime ait olduğunu bilmiyorum ama sizinle paylaşmak istiyorum;Karaman oğlu Mehmet Beyi arıyorum.Göreniniz, bileniniz, duyanınız var mı?Bir ferman yayımlamıştı;Bu günden sonra divanda, dergâhta, bergahta, mecliste, meydanda,Türkçe'den başka dil konuşulmaya diye,Hatırlayanınız var mı?Dolanın yurdun dört bir yanını,Çarşıyı, pazarı, köyü, şehriFermana uyanınız var mı?Nutkum tutuldu, şaşırdım, merak ettim,Dolandığınız yerlerdeki Türkçe olmayan isimlere,Gördüklerine, duyduklarına üzüleniniz var mı?Tanıtımın demo...</description>
            <pubDate>Fri, 25 Apr 2008 21:12:00 +0300</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>Türk Olmak</title>
            <link>http://tarihcigenc.blogcu.com/turk-olmak_13527281.html</link>
            <guid>http://tarihcigenc.blogcu.com/turk-olmak_13527281.html</guid> 
            <description>Aslında çok şeydir, Türk olmak. Türk olmak, Osmanlı&amp;#8217;nın borcunu ödemektir. Hovarda babanın borçla yaşayan evladı gibi. Kosova&amp;#8217;da ve Bosna&amp;#8217;da, Batı Trakya&amp;#8217;da ve Makedonya&amp;#8217;da bilmem kaç asır geçmişte kalan meselelerin hesabını vermektir. Türk olmak Kıbrıs&amp;#8217;ta, Hocalı&amp;#8217;da, Anadolu&amp;#8217;da ve Balkanlar&amp;#8217;da soykırıma uğrayıp, yapmadığın soykırımla suçlanmaktır. Türk olmak faşist olmaktır, vatanına, yurduna, tarihine sahip çıktığınca. Türk olmak demokrat ve çağdaş olmaktır, vatanına, yurduna, tarihine sahip çıkmadığınca. Türk olmak lisanının Avrupa&amp;#8217;da yasaklanmasıdır ve yine Türk olmak kendini anlatamamaktır. Avrupa&amp;#8217;da hor görülmek Türk olmaktır, ataların bir süre asır önce Viyana&amp;#8217;yı kuşattığı için ve hoş görülmemektir, sadece kuşatıp; Napolyon gibi bütün Viyana&amp;#8217;yı yakmadığın için. Türk olmak Selanik&amp;#8217;te Pontus Anıtı&amp;#8217;nın, Viyana&amp;#8217;da çiğnenen yeniçeri minberinin ve Malta&amp;#8217;da papazın üzerine bastığı Türk bayrağı heykelinin önünden geçmektir. Türk olmak zordur, çetindir ve eziyetlidir. Üç kıtadan dönüp, bir küçük yarımadada misafir muamelesi görmektir. Sayısız imparatorluk kurmak Türk olmaktır, aynı zamanda sayısız imparatorluk yıkmak da Türk olmaktır. Arabaya koşulan ilk atın vatanında, ilk yazılı antlaşmanın imzalandığı yurtta, yazının bulunduğu, paranın icad edildiği her metrekaresinden bereket fışkıran bu yurtta, kalkınmak için yabancı sermaye beklemektir. Türk olmak; Troya&amp;#8217;dan bu yana, Sümer&amp;#8217;den bu yana serpilerek gelse de, tarihten eski bu topraklarda, bütün zamandan damıtılarak gelen yüksek değerlerine rağmen, bir haftalık hafıza ile yaşamaktır. Doğu Roma&amp;#8217;yı da Batı Roma&amp;#8217;yı da yıkıp, yeni Roma olan AB&amp;#8217;ye girmeye çalışmaktır Türk olmak. Türk olmak, Mostar&amp;#8217;da köprüdür, Kerkük&amp;#8217;te kaledir, İstanbul&amp;#8217;da Kız...</description>
            <pubDate>Tue, 15 Apr 2008 01:34:00 +0300</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>MİMAR SİNAN</title>
            <link>http://tarihcigenc.blogcu.com/mimar-sinan_13507821.html</link>
            <guid>http://tarihcigenc.blogcu.com/mimar-sinan_13507821.html</guid> 
            <description>MiMAR SiNAN (1490-1588) 
&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; Doç. Dr. Sefa SAYGILI
&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; Kayseri&amp;#8217;nin Agirnas köyünde dogdu. Yavuz Sultan Selimzamaninda devsirme olarak Istanbul&amp;#8217;a getirildi. Zeki, genç ve dinamik oldugu için seçilenler arasindaydi. Sinan, At Meydani&amp;#8217;ndaki saraya verilen çocuklar içinde mimarliga özendi, vatanin baglarinda ve bahçelerinde su yollari yapmak, kemerler meydana getirmek istedi. Devrinin mahir ustalari mahiyetinde han, çesme ve türbe insaatinda çalisti. 1514&amp;#8217;te Çaldiran, 1517&amp;#8217;de Misir seferlerine katildi. Kanunî Sultan Süleyman zamaninda yeniçeri oldu ve 1521&amp;#8217;de Belgrad, 1522&amp;#8217;de Rodos seferinde bulunarak atli sekban oldu. 1526&amp;#8217;da katildigi Mohaç Meydan Muharebesinden sonra sirasi ile acemi oglanlar yayabasiligi, kapi yayabasiligi ve zenberekçibasiliga yükseldi. 1532&amp;#8217;de Alman, 1534&amp;#8217;de Tebriz ve Bagdat seferlerinden dönüste &amp;#8221;Haseki&amp;#8221; rütbesi aldi. Bagdat seferinde Van Kalesi Muhasarasinda, göl üzerinde nakliyat yapan kalyonlara top yerlestirdi. 
&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; Korfu, Pulya (1537) ve Moldovya (1538) seferlerine katilan Mimar Sinan, Moldovya (Kara Bugdan) seferinde Prut nehri üzerine onüç günde kurdugu köprü ile Kanunî Sultan Süleyman&amp;#8217;in takdirini kazandi. Ayni sene basmimarliga yükseldi. 
...</description>
            <pubDate>Mon, 14 Apr 2008 21:18:00 +0300</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>ankarada ahiler yönetimi</title>
            <link>http://tarihcigenc.blogcu.com/ankarada-ahiler-yonetimi_13507321.html</link>
            <guid>http://tarihcigenc.blogcu.com/ankarada-ahiler-yonetimi_13507321.html</guid> 
            <description>ANKARA&amp;#8217;DA &amp;#8220;AHİLER YÖNETİMİ (1290-1354) &amp;#8220; MESELESİ*
&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; Araş. Gör. Celal METİN**
Giriş:
Türkiye Cumhuriyeti&amp;#8217;nin başkenti olan Ankara, jeopolitik konumu gereği önemli bir ticaret, ziraat ve askeri üs olarak uzun bir tarihi geçmişe sahiptir. Osmanlı yönetimi boyunca bu özelliğinin bir kısmını yitirmiş olsa da Ankara, yine de önemli bir Osmanlı şehri olarak Cumhuriyete intikal etmiştir. Milli Mücadelenin merkezi olan ve tekrar ön plana çıkan Ankara, Yeni Türk devletinin başkenti olmuş, Anadolu şehir geleneği ile modern çizgileri birleştirmiş ve Türkiye&amp;#8217;de modern şehirleşmenin öncülüğünü yapmıştır. 
...</description>
            <pubDate>Mon, 14 Apr 2008 21:13:00 +0300</pubDate>        
        </item>
        <atom:link href="http://tarihcigenc.blogcu.com/rss.php" rel="self" type="application/rss+xml" />
</channel>
</rss>